Gaetano Pesce, çoğu tasarımcının çalışması zor bulduğu bir malzemeyi kendi imza tasarımı
hâline getirdi: reçine. 1990'ların ortasında, New York'taki atölyesinde reçineyle çalışmaya
başladığında, İtalyan tasarımcı bir kalıba döktüğü sıvının asla iki kez aynı şekilde
donmayacağını biliyordu. Bugün "Fish Design" adıyla anılan bu ilk deneyler, sonradan Corsi
Design adını alacak küçük bir İtalyan atölyesiyle birleşip tasarım tarihinin en renkli, en
kusurlu ve tam da bu yüzden en sevilen nesnelerinden bazılarını doğurdu.

Bir Malzemeyi Yeniden Keşfetmek
Pesce, reçineyi endüstriyel bir dolgu maddesi olmaktan çıkarıp bir ifade aracına dönüştüren
isimdi. Ona göre tasarım nesneleri fabrikada seri üretilen, birbirinin aynısı ürünler olmak
zorunda değildi; her biri kendi küçük tarihini taşıyabilirdi. 1990'ların ortasında New York'taki
atölyesinde başlattığı Fish Design fikrinde, rengarenk reçine katmanlarını elle kalıplara
döküyor, malzemenin akışını, kabarcıklarını, düzensizliklerini kontrol etmek yerine onlarla
birlikte çalışıyordu. Bu ilk deneyler henüz Pesce'nin kendi atölyesinde, küçük ölçekte
üretiliyordu. Pesce'nin sık sık tekrarladığı bir düşünce vardı: Mükemmel olmayan bir nesne,
mükemmel olandan daha fazla insani bir şey taşır.
Andrea Corsi ile Tanışma
Hikâyenin ikinci perdesi 2003'te açılıyor. Pesce, bir on yıl önce New York'ta geliştirdiği reçine
tekniğini, adeta bir simya formülü gibi, genç girişimci Andrea Corsi'yle paylaşıyor. Corsi,
daha önce Cassina ve Alias gibi markalarda uluslararası deneyim kazanmış biriydi; ama
Pesce'nin ona emanet ettiği şey bir üretim tekniğinden çok, bir bakış açısıydı. Bu paylaşım
sayesinde Fish Design, bir tasarımcının kişisel deneyinden çıkıp gerçek bir atölye üretimine
dönüşme fırsatı buldu. Bir yıl sonra, 2004'te, ikili bu koleksiyonu Milano Mobilya Fuarı'nda ilk
kez tanıttı. Artık Pesce'nin New York'taki ilk denemelerinin çok ötesine geçmiş, düzenli
olarak üretilebilen gerçek bir koleksiyon vardı ortada. Talep o kadar büyüktü ki, 2010'da
atölye resmen Corsi Design adını aldı ve zamanla Enzo Mari, Paola Navone, Campana
Kardeşler ve Alessandro Mendini gibi başka önemli tasarımcılarla da çalışmaya başladı.
Kusurun Güzelliği
Corsi Design'ın ürettiği her vazo, her sepet, her tepsi, kendi rengini ve deseni oluştururken
malzemenin doğasına küçük bir pay bırakıyor. Bir kalıba dökülen reçine bir sonrakiyle asla
birebir aynı olmuyor; yüzeyde beliren hava kabarcığı ya da rengin bir köşede biraz daha
koyulaşması hata değil, o nesnenin imzası kabul ediliyor. Pesce, 2004'teki lansman
sırasında Fish Design'ın amacını şöyle özetlemişti: Fish Design, en başından beri
standarttan sapan tekilliği tartışmayı; insanlığın kusurlarını, güzelliğini ve neşesini kutlamayı
amaçlıyordu. Corsi Design'ın kendi ifadesiyle, üretim sürecinde çalışan zanaatkâr da
tasarımın bir parçası sayılıyor: renklerin seçimi ve malzemenin kalıp içindeki dağılımı, her
seferinde ustanın elinde yeniden yorumlanıyor. Sonuç, standart ve tekdüze üretime karşı
duran, insanın elinin izini taşıyan nesneler. Bu yaklaşım, Pesce'nin kariyeri boyunca
savunduğu bir fikrin doğrudan yansıması: seri üretimin her şeyi birbirine benzettiği bir
dünyada, kendi tekilliğini koruyan nesnelere yer açmak.

