Gaetano Pesce ve Corsi Design: Reçineyle Yazılmış Bir Tasarım Hikâyesi

2026-08-01

 

Gaetano Pesce, çoğu tasarımcının çalışması zor bulduğu bir malzemeyi kendi imza tasarımı

hâline getirdi: reçine. 1990'ların ortasında, New York'taki atölyesinde reçineyle çalışmaya

başladığında, İtalyan tasarımcı bir kalıba döktüğü sıvının asla iki kez aynı şekilde

donmayacağını biliyordu. Bugün "Fish Design" adıyla anılan bu ilk deneyler, sonradan Corsi

Design adını alacak küçük bir İtalyan atölyesiyle birleşip tasarım tarihinin en renkli, en

kusurlu ve tam da bu yüzden en sevilen nesnelerinden bazılarını doğurdu.

 

 

Bir Malzemeyi Yeniden Keşfetmek

 

Pesce, reçineyi endüstriyel bir dolgu maddesi olmaktan çıkarıp bir ifade aracına dönüştüren

isimdi. Ona göre tasarım nesneleri fabrikada seri üretilen, birbirinin aynısı ürünler olmak

zorunda değildi; her biri kendi küçük tarihini taşıyabilirdi. 1990'ların ortasında New York'taki

atölyesinde başlattığı Fish Design fikrinde, rengarenk reçine katmanlarını elle kalıplara

döküyor, malzemenin akışını, kabarcıklarını, düzensizliklerini kontrol etmek yerine onlarla

birlikte çalışıyordu. Bu ilk deneyler henüz Pesce'nin kendi atölyesinde, küçük ölçekte

üretiliyordu. Pesce'nin sık sık tekrarladığı bir düşünce vardı: Mükemmel olmayan bir nesne,

mükemmel olandan daha fazla insani bir şey taşır.

 

Andrea Corsi ile Tanışma 

 

Hikâyenin ikinci perdesi 2003'te açılıyor. Pesce, bir on yıl önce New York'ta geliştirdiği reçine

tekniğini, adeta bir simya formülü gibi, genç girişimci Andrea Corsi'yle paylaşıyor. Corsi,

daha önce Cassina ve Alias gibi markalarda uluslararası deneyim kazanmış biriydi; ama

Pesce'nin ona emanet ettiği şey bir üretim tekniğinden çok, bir bakış açısıydı. Bu paylaşım

sayesinde Fish Design, bir tasarımcının kişisel deneyinden çıkıp gerçek bir atölye üretimine

dönüşme fırsatı buldu. Bir yıl sonra, 2004'te, ikili bu koleksiyonu Milano Mobilya Fuarı'nda ilk

kez tanıttı. Artık Pesce'nin New York'taki ilk denemelerinin çok ötesine geçmiş, düzenli

olarak üretilebilen gerçek bir koleksiyon vardı ortada. Talep o kadar büyüktü ki, 2010'da

atölye resmen Corsi Design adını aldı ve zamanla Enzo Mari, Paola Navone, Campana

Kardeşler ve Alessandro Mendini gibi başka önemli tasarımcılarla da çalışmaya başladı.

 

Kusurun Güzelliği  

 

Corsi Design'ın ürettiği her vazo, her sepet, her tepsi, kendi rengini ve deseni oluştururken

malzemenin doğasına küçük bir pay bırakıyor. Bir kalıba dökülen reçine bir sonrakiyle asla

birebir aynı olmuyor; yüzeyde beliren hava kabarcığı ya da rengin bir köşede biraz daha

koyulaşması hata değil, o nesnenin imzası kabul ediliyor. Pesce, 2004'teki lansman

sırasında Fish Design'ın amacını şöyle özetlemişti: Fish Design, en başından beri

standarttan sapan tekilliği tartışmayı; insanlığın kusurlarını, güzelliğini ve neşesini kutlamayı 

amaçlıyordu. Corsi Design'ın kendi ifadesiyle, üretim sürecinde çalışan zanaatkâr da

tasarımın bir parçası sayılıyor: renklerin seçimi ve malzemenin kalıp içindeki dağılımı, her

seferinde ustanın elinde yeniden yorumlanıyor. Sonuç, standart ve tekdüze üretime karşı

duran, insanın elinin izini taşıyan nesneler. Bu yaklaşım, Pesce'nin kariyeri boyunca

savunduğu bir fikrin doğrudan yansıması: seri üretimin her şeyi birbirine benzettiği bir

dünyada, kendi tekilliğini koruyan nesnelere yer açmak.